maymun çiçeği hastalığı

Farklı ülkelerden gelen Maymun çiçeği virüsü ile ilgili haberlerin endişe yaratması üzerine Denizli Tabip Odası halkı bilgilendirmek amacıyla Pamukkale Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Sayın Kutlu tarafından yazılan bilgi notunu paylaştı.

Prof. Dr. Selda Sayın Kutlu tarafından yazılan Maymun Çiçeği yazısı şöyle:

Maymun çiçeği hastalığı (MÇH), Maymun çiçeği virüsünün neden olduğu zoonotik bir hastalıktır. Maymun çiçeği virüsü ilk kez maymunlarda 1958 yılında tespit edilmiştir. Maymunlarda çiçek benzeri hastalığa yol açması nedeniyle bu hastalığa ‘maymun çiçeği’ adı verilmiştir. İnsanlarda ilk olgu 1970’de Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde görülmüştür.

Epidemiyoloji

Geçmişte, Nijerya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti başta olmak üzere, Orta ve Batı Afrika’daki tropikal yağmur ormanlarının bulunduğu 11 ülkede görülen bu hastalığın sıklığı tam olarak bilinmemektedir. Hastalık zaman zaman Afrika kıtasından infekte hayvanlar veya insanlar aracılığıyla diğer kıtalara taşınmakta, az sayıda insanın etkilendiği bölgesel olgu kümelenmeleri görülmektedir. Afrika dışında ilk MÇH salgını, 2003 yılında Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde infekte memelilerin ithalatına bağlı bildirilmiştir. Daha yakın zamanda, 2018 ve 2019’da Nijerya’daki büyük bir MÇH salgını sırasında, tümü Nijerya’ya seyahat geçmişi olan ikisi Birleşik Krallık’tan, birer kişi İsrail ve Singapur’dan olmak üzere toplam dört kişiye MÇH tanısı konmuştur. Birleşik Krallık’ta vakalardan birine bakım veren bir sağlık çalışanının ikincil olarak infekte olduğu bildirilmiştir. Ancak 16 Mayıs 2022 itibariyle, Batı veya Orta Afrika ile bilinen epidemiyolojik bağlantıları olmayan Birleşik Krallık, Avrupa Birliği ülkeleri ve Kuzey Amerika’yı da içeren birçok ülkede MÇH olguları tespit edilmiştir.

Maymun çiçeği virüsü, çiçek virüsüne akraba bir DNA virusüdür. Orta ve Batı Afrika’da iki farklı genetik alt tipinin hastalık yaptığı bilinmektedir. Orta Afrika (Kongo Havzası) alt tipi, Batı Afrika alt tipine göre daha şiddetli hastalık, daha yüksek ölüm oranı ve daha fazla insandan insana bulaşa neden olmaktadır. Afrika dışında görülen olgulardan elde edilen virüslerin tam genetik analizi henüz tamamlanmamış olmakla birlikte ilk bulgular Batı Afrika alt tipi olduğuna işaret etmektedir. Hastalığın şiddeti bulaş yolu, konakçı duyarlılığı ve alınan virüsün miktarına bağlı değişebilir.

Hastalığın adı nedeniyle maymunların birincil konak olduğunu düşündürse de, Maymun çiçeği virüsünün spesifik hayvan rezervuarı bilinmemektedir. İnsanlara benzer şekilde, maymunlar da hastalık konakçıları olarak kabul edilir. Doğada, Afrika sincapları, Gambiya dev sıçanları, çizgili fareler, fındık sıçanı ve primatlar dahil olmak üzere birçok hayvan türünün bu virüs ile infekte olduğu tespit edilmiştir. Bazı kanıtlar, Gambiya dev sıçanları ve sincaplar gibi yerli Afrika kemirgenlerinin virüsün doğal rezervuarı olabileceğini düşündürmektedir.

Bulaş

Virüs insana, infekte hayvan veya insan veya virüsle kontamine olmuş giysi, havlu, çarşaf gibi cansız eşyalar ile temas sonucunda bulaşmaktadır. Virus, ciltteki gözle görülemeyecek çatlak ve çizikler, mukozalar (ağız, burun, göz) veya solunum sistemi aracılığıyla vücuda girer. İnfekte hayvandan insanlara bulaş ısırık, tırmalama, hayvanın kan ve vücut sıvıları veya etiyle temas, lezyonlara direkt temas veya tüm bunlarla kirlenmiş cansız materyalden indirekt yolla olabilmektedir. İnsanlar arasında bulaş infekte lezyon, kabuk veya vücut sıvıları ile doğrudan temas veya damlacık yoluyla gerçekleşir. Büyük damlacıklar uzak mesafelere gidemediğinden insandan insana bulaş için; yüz yüze, uzun süreli ve yakın temas gereklidir. Maymun çiçeği virüsü cinsel ilişki de dahil olmak üzere insanlar arasındaki yakın temas sırasında ve ayrıca öpüşme, sarılma veya maymun çiçeği lezyonlarının bulunduğu vücut bölgelerine dokunma gibi aktiviteler sırasında yayılabilir. Şu anda, maymun çiçeği virüsünün semen veya vajinal sıvılar yoluyla yayılıp yayılmadığı bilinmemektedir.

Bulgu ve belirtiler

İnsanlarda, MÇH’nin bulgu ve belirtileri çiçek hastalığına benzer ancak daha hafiftir. MÇH ateş, baş ağrısı, kas ağrıları ve yorgunlukla başlar. Çiçek hastalığı ve MÇH bulguları arasındaki temel fark, MÇH’de lenfadenopati görülürken çiçek hastalığında lenfadenopati olmamasıdır. Maymun çiçeği için inkübasyon periyodu ortalama 7-14 gündür ancak 5-21 gün arasında değişebilir.

Hastalık ateş, üşüme, baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrıları, lenfadenopati ve aşırı halsizlik ile başlar. Ateşin ortaya çıkmasından yaklaşık 1-3 gün sonra hastada, genellikle yüzden başlayıp el ve ayaklar dahil vücudun diğer bölgelerine yayılan döküntü gelişir. Lezyonlar sırasıyla makül, papül, vezikül, püstül ve kabuk şeklinde görülür. Hastalık tipik olarak 2-4 hafta sürer.

Maymun çiçeği hastalığının seyri, bugüne kadar Avrupa’da bildirilen çoğu vakada olduğu gibi genellikle hafiftir. Nijerya’da, Batı Afrika alt tipinin vaka-ölüm oranının %3.3 olduğu gözlemlenmiştir. Çocuk ve genç yetişkinler arasında ölüm oranı daha yüksektir ve bağışıklığı baskılanmış bireyler özellikle hastalığın şiddetli formları açısından risk altındadır. Derinin bakteriyel süperinfeksiyonu, kalıcı yara izi, hiperpigmentasyon veya hipopigmentasyon, korneada yara izi nedeniyle görme kaybı, pnömoni, kusma, ishal, ağrılı oral lezyonlar nedeniyle oral alımın azalması ve yaygın cilt bozulmasından dolayı sıvı kaybı, dehidratasyona yol açabilir, sepsis, ensefalit ve ölüm gelişebilir.

Tanı

Hastalığın tanınabilmesi için öncelikle akla gelmesi önemlidir. Maymun çiçeği hastalığından şüphe edildiği durumlarda lezyonlardan uygun şekilde elde edilmiş ve gerekli güvenlik önlemleri alınarak örneklerin ilgili laboratuvara gönderilmesi gereklidir. Günümüzde tanı, polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ile virüse ait DNA’nın örneklerde gösterilmesine dayanmaktadır. Araştırma laboratuvarlarında viral kültür yapılabilir. Alternatif olarak elektron mikroskobu, immünohistokimyasal boyama, IgM (yakın zamanda maruziyeti gösterir) ve IgG (önceki maruziyeti veya aşılamayı gösterir) antikorları için serolojik testler ile araştırma yapılabilir. Ancak serolojik testler ortopoksvirüs infeksiyonunu dışlamak için faydalı olabilmesine rağmen, insan-patojenik ortopoks virüsleri arasındaki immünolojik çapraz reaktivite nedeniyle değeri sınırlıdır.

Tedavi

Hastalık genellikle kendi kendine düzelir. Lezyonlar kurumaya bırakılabilir veya gerekirse bölgeyi korumak için nemli bir pansumanla kapatılabilir. Ağız veya gözlerdeki lezyonlara dokunmaktan kaçınılması gerekir. Şiddetli vakalar için çiçek immün globulini önerilebilir.

Çiçek hastalığını tedavi etmek için geliştirilen bir antiviral ilaç olan tekovirimat, 2022 yılında Avrupa İlaç Ajansı (EMA-European Medicine Agency) ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA- Food and Drug Administration) tarafından MÇH tedavisi için de onaylanmıştır. Ancak bu ilaç yaygın olarak bulunmamaktadır. Günümüze kadar görülen olguların tedavisinde, tekovirimat, sidofovir, brinsidofovir isimli antiviral ilaçlar kullanılmıştır.

Korunma

Virüsü bulundurabilecek hayvanlarla ve hasta bir hayvanla temas etmiş olan herhangi bir malzemeyle temastan kaçınılması gerekmektedir. İnfekte hastaların izole edilmesi önerilir. Hastalara bakarken kişisel koruyucu ekipman kullanımı önemlidir. İnfekte hayvan veya insanlarla temastan sonra el hijyenine dikkat edilmesi gerekir. MÇH olduğu teyit edilen hayvan veya kişilerle temas etmiş olanlar, son temastan sonraki 21 gün boyunca belirti ve bulgular açısından izlenmelidir.

JYNNEOSTMTM (Imvamune veya Imvanex isimleriyle bilinmektedir), MÇH’nin önlenmesi için FDA tarafından onaylanmış, zayıflatılmış bir canlı virüs aşısıdır. Bu aşı, Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü Aşı Laboratuvarlarında çiçek virüsünün seri pasajları sonucunda elde edilmiş “Ankara Suşu”nu içeren zayıflatılmış (atenüe) bir aşıdır. Amerika Bağışıklama Uygulamaları Danışma Komitesi (ACIP) şu anda JYNNEOSTM’yi çiçek hastalığı ve maymun çiçeği gibi orthopox virüslerine mesleki olarak maruz kalma riski altındaki kişilere uygulanması için değerlendirmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü, Afrika’daki deneyimlerden yola çıkarak çiçek aşısının MÇH’den %85 kadar koruma sağlayacağını bildirmektedir. Ancak çiçek aşısı 1980’den beri uygulanmamaktadır. Günümüzde çiçek aşısı yapılmış kişiler, 40-50 yaş ve üzerindeki kişilerdir. Aradan geçen bu uzun süre sonunda koruyuculuğun hangi düzeyde devam ettiğini söylemek zor olmakla birlikte çiçek aşısı uygulanmış kişilerin en azından ağır hastalıktan korunacakları söylenebilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz