Uzun süredir gözlerimi dört açıp gözlemliyorum, anlamaya çalışıyorum ve bunları yineliyorum. Konu “gülme.” Neden gülüyoruz? Niçin gülüyoruz? Bu konudaki motivasyon kaynağımız ne?

Pierre Bourdieu konuştuğumuz dilin aslında zihniyetimizi de şekillendirdiğinden bahseder. Bu bağlamdan yola çıkarsak gülmenin edinilmiş toplumsal kültür ile bizatihi alakası var. Zira dil ile aktarılan kültür, aynı zamanda bizde bir perspektif, düşünme biçimi, birtakım eğilimler yani bir “habitus” yaratmakta. Dolayısıyla gülmenin toplumsal bir alt metni bulunmakta.

“Öte yandan, her habitus kendini devam ettirmenin yanında bir grubun üyelerinin paylaştığı ortak deneyimleri sağlar ve grubu tanımlayıp ona kimliğini kazandıran toplumsal bir topografya üzerinde temellenir.” (2017:36)       

Bergson’ a göre komik bilinçdışıdır. Bize bir toplumun, grubun veya halkın imge gücünün nasıl çalıştığı konusunda fikir verebilir. Peki gülme nasıl gerçekleşir? Bu soruya Bergson’un farklı farklı birçok cevabı ve açıklaması bulunsa dahi, özetle; komiğin tüm etkisini göstermesi için yüreğin uyuşturulması gerekiyor. Yani bizde bir acıma veya hüzün yaratmamalı. Bununla birlikte bir yanlışı düzeltmek veya cezalandırmak için de gülme eylemi kullanılabilir. Bu alanlarda verilen eserleri incelediğimizde görürüz ki, toplumdan uzaklaşan kişi gittikçe gülünç duruma düşmektedir.

O halde diyebiliriz ki, gülme birçok yönünün yanı sıra insanda uyuşturulmuş hissiyatı, absürtlüğü ve ötekine karşı “biz” hissiyatını yaratıyor. Özellikle son dönemde yakinen takip ettiğim sosyal medya araçlarından birisi olan twitter vb. uygulamalarda veya bir topluluk içerisinde görmekteyim ki, bize korkunç gelen ihtimaller dahi bizde bir korku, endişe veya panik halinden çok gülme tepkisi yaratmakta. Her şeyin mizahının yapıldığı son dönemlerde bu en bariz tepki diyebilirim.

Öte yandan geçtiğimiz son birkaç yıl içerisinde ülkemizde birçok travmaya maruz kaldığımız gibi aynı zamanda oldukça ağır ekonomik koşullar altında yaşamımızı idame ettirmeye çalıştık. Bu durum başlarda kişilerde korku, endişe, şaşkınlık vb. gibi duygular yarattı. Fakat gün geçtikçe bu zor koşullara bir yenisi daha eklenirken toplumumuzda uyuşturulmuş hissiyatı, kanıksamayı yarattı. Ne demiştik? Gülme, acıma veya hüzün yaratmamalı. Bu bakımdan bakacak olursak, tüm bu travmatik olayların son kertede bizde bir şekilde mizah halini aldığını artık acı veren olayların bir espriye dönüştüğünü görmekteyiz. Öyle ki ağlanacak halimize gülecek vaziyete geldik.

Kemal Sunal’ ın kendisi ile ilgili yazdığı yüksek lisans tezinden çokça faydalandığım bu konu ile ilgili şöyle bir bilgi ile karşılaştım: Doğu’da insanlar en çok dalkavuklara gülerken, (bu dalkavukların amacı eleştirmek değil, bilakis eğlendirmek) Batı’da ise insanlar en çok soytarılara gülmektedir. Bir çeşit emniyet sübabı işlevi gören bu durumda soytarılar iktidarı ve halkı eleştirmeye muktedirdiler.


Platon’a göre “eğriliğin son kertesi, doğru olmadan doğru görünmektir.” Peki komik bunun neresinde derseniz, bunun ayrımında olma durumundadır. Farkında olan kişi için bu durum komiktir zira gülme arı zekaya seslenir. Fakat ayrımında olmayan kişiler için bu durum büyük bir trajediye dönüşebilir. Sonradan farkına varmaların, aldanmaların ve genel çerçevede büyük kederlerin sanatı olan dram, işte bu ayrımında olmayan kişilere kucak açabilir. Nasıl ki komik arı zekaya sesleniyor ise dram da derin duygulara seslenmektedir. Bunu görmek de oldukça basit. Muhtelif herhangi bir kanalda kişilerin yaşadıkları birtakım acı ve sıkıntıları pornografik bir hale getirip sunan birçok program görmekteyiz. Kalbiyle değil de aklıyla bakan bir insan için bu durum kahkaha sebebidir.

Aradan geçen bunca zaman içerisinde bizi hala dalkavukların eğlendirdiğini ve güldürdüğünü söylesem çok mu ileri gitmiş olurum? Kanımca gülme bizde (istisnaları tenzih ederim) hala bu aşamadan ileriye gidememiştir. Doğal ve bilinçdışı olan gülme, toplumumuzda içinde bulunulan durumun vahametine karşılık reaktif bir tepkidir. Bu gülme bir düzeltme, cezalandırma amacı gütmez zira muhatabı iktidar değil, yine halkın kendisidir.


* Güney Çeğin – Terkipler/ Kafka Kitap Kafe Yayınları
* Henri Bergson – Gülme / Ayrıntı Yayınları
* Ali Kemal Sunal –  Tv ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü (Yüksek Lisans Tezi,1998)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz