Ülkemizde her geçen gün artan krizler, yeni gündemin artık halkı şaşırtmaması, muhalefetin asla büyük adım atmaması, ne olacak halimiz diyerek cezaevlerinde düşünen aydın kimseler…

Ülkemizin birçok kanayan yarası olduğu için hangisine değineceğim konusunda çok düşündüm umarım parça parça olsa da birkaç konuda düşüncelerimi ifade edebilirim.

Nasıl oldu da böyle oldu demeyeceğim hepimiz biliyoruz ki hepsi çok güzel ve yavaş yavaş yerini buldu. Hakkını vermek lazım günümüz için geçmiş güzel kullanıldı ki bu günleri görebildik. Kesinlikle sorumluluk almayan siyasilerin gururuyla ben yaptım deyip koltuk sevdası yüzünden istifa etmemesi. Ya da ‘Nas’ mı demeliydim(!)

Yandaşın cebinin dolduğu fakirin fak fakir olduğu orta sınıfın eridiği günümüz Türkiye’sinde meslek ayrımı yapmadan her vatandaş zorda aslında. Esnaf iş yapıyor ama sorun bakalım nasıl ne zorlukla ödüyor katlanan kredileri, hangi part işte hakkını alamadan yorulup ders anlamak için çabalarken kaç öğrenci okuyor acaba? Kaç işçi ay sonu işten çıkarılırım endişesi olmadan günü atlatıyor? Kaç patron nereden kısıp ne yapsam diyerek geçiriyor dönemi kim bilir.

Akıl ermeyecek politikalar ile vatandaşı asla emekli etmeyip, bunu zora koşup ve emeklilerin geçim derdinden işten ayrılmadan çalışması sonucu kesinlikle kendilerine iş bulamayan gençlerin; aylak ve mutsuz dolaştığı bir ülkeyiz. Sizlere iyi bir gelecek vadediyoruz diyerek boş kadrolara yeni nesli değil yandaşlarını alanlara ne demeli? Yandaş doyuruculuk ülkemizde yeni meslek!

Vee üzücü kısım üniversiteler… Üniversiteler zincir market ya da overlok makinası değildir ayağımıza getirmeniz başarı sayılmaz, aksine kötülükten başka bir şey değildir. Er meydanlarında yıllarca bununla övünmenize dur demiş akademisyenleri bir nebze dinleseydiniz şu an gençler bu halde olmayacaktı. Çoğunun okumaya puanı yetmeyebilirdi ya da farklı bir alanda aç kalmayacağını bildiği için gönül rahatlığı ile okurdu. Belki birçoğu yükseköğrenim yerine mesleki eğitimi tercih ederdi fakat işsiz kalmaz severek kendi meslekleriyle uğraşırlardı. Ayrıcalıkları ortadan kaldırmak bu değildir. Herkesi Kpss’ye zorlayıp asla atamamak; yeni türkiye’nin yeni taktiği! Ayrıcalığı değil.

Kısacası; Ülkemizin çivilerini yerinden söktüler, söküyoruz ve sallandığı için şikayet ediyoruz. Umarım yeni yılda devran döner ve düzen değişir. Umutla, sağlıkla gel 2022…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz