‘İntihal’ kelimesi,Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Komisyonu’na göre ‘aşırma, çalma, yağmalama’

 TDK’ya göre ise aşırma, ‘Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma’ olarak tanımlanmakta…

İşte PAÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan’da Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nün Bölüm Başkanlığı’nı yaptıktan sonra emekli olan ve hakkında (o dönem aynı bölümde lisans öğrencisi, şimdinin profesörü) Prof. Dr. Neşet Toku tarafından “AKGÜN’ünkü öyle değil… Açık açık intihal… Bir eserin 100-150 sayfalık bir kısmı noktasıyla, virgülüyle, dipnotlarıyla, başlıklarıyla ve “önsöz”ünden başlamak üzere bütün bir iskeletiyle aynen alınır ve yalnızca konu farklılığından ötürü “Pozitivizm” yerine “Materyalizm” kelimesi konur ve üç-beş şahıs ismi dışında form ve muhteva aynen muhafaza edilir ve ona da benim “orijinal tezim” denir ya… İşte AKGÜN’ünkü o cinsten…” denilerek ‘intihal’le suçlanan Prof. Dr. Mehmet Akgün’ü,‘yönetim kadrosu’ na danışmanı olarak ataması, bana ‘çok ilginç bir tercih’ gibi geldi…. 

Neden ilginç?

Çünkü bir rektör, kendisine ‘danışılmaya değer’ bir isim belirlerken, kılı kırk yarmalı ve ona göre hareket etmelidir…

Yani en ufak bir şaibesi olmamasına dikkat etmeli, danışacağı kişinin alanında örnek bir kimlik olmasına özen göstermelidir…

Görünen o ki Rektör Kutluhan’ın vefa duygusu ağır basmış ve hakkında sayfalarca ‘intihal’ suçlamasıyla yazı kaleme alınmış bir ismi, geçmişte rektör adayı olduğun da kendisine destek verdiği ileri sürülen Prof. Dr. Mehmet Akgün’ü tercih etmesine neden olmuş…

Ne diyelim, hayırlı uğurlu olsun…

Ama; Prof. Dr. Neşet Toku tarafından, satır satır, paragraf paragraf ve sayfa sayfa belgelenerek ortaya konulan ‘intihal’ iddiasının, hiç de yabana atılacak bir tarafı olmadığını iletmek isterim…

Ciddi boyutlarda ortaya konulmuş ‘intihal’ vakasının detaylarını merak edenler ve Sayın Rektör Kutluhan için (İyi niyetli bir yaklaşımlahaberinin olmaması ihtimali üzerine) ilgili makalenin linkini aşağıya bırakıyorum…

İNTİHAL YAZISINI OKUMAK İÇİN, ALTAKİ GÖRSELE TIKLAYABİLİRSİNİZ…

KENDİ KADROSU İÇİN İLANA MI ÇIKTI?

Pamukkale Üniversitesi, 60’ı aşkın öğretim üyesi ve öğretim görevlisi alımı için ilana çıkmış ve 17.09.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan ilanla, 15 günlük başvuru süreci başlatılmış…

Yayınlanan ilanın pdf dosyasını bana atan haber kaynağıma “Eee ne var bunda? İhtiyaç var, her üniversite gibi de bu ihtiyacın giderilmesi için ilana çıkılmış” dediğimde, Tıp Fakültesi’ne alınacak olan 4 profesörün olduğu bölüme bakmam ve oradan da en başta bulunan Kulak, Burun, Boğaz Hastalıkları kısmına odaklanmam istendi…

Tekrar bir ‘eee’ çektim…

İddia şu:

Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri KBB Hastalıkları, Kronik Ototis Media Sinüzit Konularında Çalışmaları olmak, şeklinde belirtilen kadroyu, Rektör Kutluhan’ın kendisini için açtığı, uzun yıllar kadrosunu PAÜ’ye getirmek için çok çabalamasına rağmen, dönemin rektörleri tarafından ‘ihtiyaç yok’ gerekçesiyle hedefine ulaşamadığı, rektörlüğünü fırsat bilip, yine ihtiyaç olmadığı halde, norm kadro kontenjanını, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ndeki kadrosunu getirmek için kullandığı ve (üstü örtülü) adrese teslim ilanı çıkıldığı ileri sürülüyor…

PROF.DR.AHMET KUTLUHAN/REKTÖR

Eğer bu iddia doğrusuysa, bence hem ihtiyaç açısından hem de YÖK’ün 09 Mart 2021 tarihli ‘Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği’nin 3. Maddesine, sırf ‘adrese teslim ilanları’ engellemek amacıyla devreye soktuğu eklemeye göre de hukuki açıdan yanlıştır…

Gerçi bu ilanda, her ne kadar ‘kişiye özel’ nokta atışına dair bir özellik görünmese de YÖK’ün ilgili yönetmelik maddesini aşmak için 30 yıllık bir üniversitenin, bırakın profesörlük olayını, bir uzmanın bile özelliklerine haiz konuda, PAÜ’nün profesör aradığını gören ilgililerin, bunun birilerine kadro ayarlama muhabbeti olduğunu ve boşuna uğraşmaması gerektiğini bilirmiş…

Bu üniversite kuruldu kurulalı, (bildiğim kadarıyla) dışarıdan atanan rektörlerin hiçbiri, kadrosunu getirme ihtiyacı duymadı…

Eğer iddia doğruysa Sayın Rektör Kutluhan, siz kendi kadronuzu getirerek belki de ileride ihtiyaç olabilecek bir profesör kadrosunu doldurmuş olacaksınız…

Her şey bir tarafa da Sayın Rektör Kutluhan; neyi merak ediyorum biliyor musunuz?

Bir tıp profesörü olmanıza rağmen, İlahiyat Dekan Vekilliği hevesinizi ve İlahiyat Fakültesi’nde ders verme gayretlerinizi bilen bir gazeteci olarak, her fırsatta dini ve manevi değerlerin yılmaz neferi olduğunu dillendiren, beş vakit namazını kaçırmayan ‘samimi’ bir Müslüman olarak, vicdanınızda minnacık da olsa bir rahatsızlık duymayacak mısınız?

—————————-

PAÜBURADA’DAN…

Yukarıdaki yayınladığımız ‘Bülent Öztürk’e ait köşe yazısında, asıl muhatabımız PAÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan olmasına rağmen, bir başka profesör tarafından ‘intihal’le suçlanan ve Rektör tarafından danışman yapılması eleştirilen emekli Prof. Dr. Mehmet Akgün’den, avukatı Adem Süpçin aracılğıyla tarafımıza, yayının kaldırılması yönünde ihtar çekilmiş, ‘cevap ve Düzeltme’ talebinde bulunulmuştur.

Yayının kaldırılması veya yayın yasağı alınmasının prosedürü, yasalar çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu nedenle de bu talebi yerine getirmemiz mümkün değildir.

‘Cevap ve Düzeltme’ talebinin ise temel bir insan hakları kazanımı olmasının yanı sıra,  tarafsız medya kuruluşu olan PAÜBURADA’nın da, bu hakkın kullanımı konusunda  mahkeme kararına  gerek görmeden yerine getirme hassasiyetine dayanarak, geçmişte olduğu gibi, bu günde gazetecilik sorumluluğu çevresinde yayınlamayı uygun bulmaktayız.

Buradan yola çıkarak, Prof. Dr. Mehmet Akgün’ün, Avukatı Adem Süpçin aracılığıyla bize ulaştırdığı ‘Cevap ve Düzeltme Metni’ ni aşağıda aynen yayınlıyoruz…. Saygılarımızla…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz