Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan’ın covid olan arkadaşı için İlahiyat Fakültesinden dua temin etmesi ulusal medyada geniş yer bulurken, tepkilerinde odağı oldu. Eğitim-İş Denizli Şubesi Başkanı Namık Kemal Aydoğan, “Laik ve bilimsel eğitimin kalesi olması gereken bir kurumun yöneticisi olarak adeta bir cemaat liderinin sözlerini andırır bu ifade size yakışmadı!” dedi.

PAÜ Burada ve Şifre Haber’in gündeme getirdiği ve kısa sürede büyük yankı uyandıran habere Eğitimiş Denizli Şubesi Başkanı Namık Kemal Aydoğan’dan sert açıklama geldi. Bilim insanına yakışmayacak davranışları görmezden gelemeyeceklerini belirten Başkan Aydoğan, gönderdiği basın bülteninde şu görüşlere yer verdi:

“Üniversiteler akademik bilginin merkezi, disiplinlerin insan yaşamına etki ettiği, bir toplumun kalkınmasına ve gelişmesine ortam hazırlayan kurumlardır.

Üniversitelerin sayısı değil niteliği ve bilimsel üretimleridir buradaki temel ölçüt. Bilimsel anlamda ne yaptı, neleri geliştirdi? İnsanların önüne ne koydu? Bu alanlarda kimleri yetiştirdi? Üniversitedeki öğrenciler bu çalışmalardan ve gelişmelerden nasıl yararlanıyor? Bunlara bakmak lazım bir üniversiteyi değerlendirirken… Kısaca aklın ve bilimin öncülüğünde ne kadar yol alıyor, bunu görmek lazım.

Pamukkale üniversitesi şüphesiz güzel işler yapıyor. Bilim insanı birçok akademisyenimiz güzel bilimsel çalışmalar yapıyor. Uluslararası bilim yayıncasına giren makaleler yazıyorlar. Bu makalelere atıflar yapılıyor. Dünyanın birçok bilim insanıyla ortak çalışmalar yürütülüyor. Bunlar alkışlanacak çalışmalar. Emeği geçen bütün bilim emekçilerine, üniversite çalışanlarımıza teşekkür ederim.

Ancak, bunların yanında üniversitemize, bilim insanımıza yakışmayacak davranışları da görmezden gelemeyiz.

İyice rayından çıkmaya başladı

Eski rektörlerimizin birçoğu olumlu olumsuz işler yapmış olabilir. Ama son dönemde işler iyice rayından çıkmaya başladı.

Sn. Necdet ARDIÇ’ı bilimsel duruşu, nezaketi ve güler yüzüyle bir kez daha teşekkürle anmak istiyorum.

Sn. Hüseyin BAĞCI deyim yerindeyse liyakat ve adalet adına ne varsa yok etti, harcadı. İşini iyi yapan birçok yöneticiyi sürdürdü, görevinden aldı. Kadrolaşma tavan yaptı. FETÖ süreci sonunda görevden alındı.

Sonrasında Sn. Hüseyin BAĞ, önce görev yeri değiştirilen kadrolar anlamında bir parça da olsa hakkı teslim etti, üniversitede gerginliği azalttı diyorduk ki o da, binlerce üniversite kadrosunu yok sayıp eşini liyakattan uzak bir anlayışla üniversiteye aldı. Sonrasında tekrar bir kutuplaşma süreci ve ardından Pamukkale Üniversitesinin hiç de istemediğimiz şekilde basına malzeme olmasını gördük…

PAÜ Burada’nın haberi Oda TV’de

Sn. Ahmet KUTLUHAN’ın Ege TV kanalındaki konuşmasında, COVİD ile ilgili ifadesi kabul edilebilir değildir. Bilim insanı olan bir rektör, birilerine dua bulmakla uğraşmamalı. Bir tıp insanı bilime inanmalı, bilimin emrinde hareket etmelidir. Bütün dünyanın aşı ve ilaç çalışmalarını hızlandırdığı, faz çalışmalarına ülkemizin de katıldığı bir süreçte bir hastalık için dua buluverdim demek en hafif şekliyle aymazlıktır. Lütfen Sn. rektör, insanlar manevi mutluluklarını kendileri yaşasın, öğrensin, uygulasın. Laik ve bilimsel eğitimin kalesi olması gereken bir kurumun yöneticisi olarak adeta bir cemaat liderinin sözlerini andırır bu ifade size yakışmadı!

Sn. KUTLUHAN’ın bu ifadeleri yerine, “Biz Pamukkale Üniversitesi olarak, COVİD ile ilgili şu çalışmaya destek olduk, Tıp Fakültesindeki arkadaşlarımız şu aşının şu evresine katkı yaptı …” şeklinde konuşmasını beklerdik.

Sendikalarla yapılan mutabakat toplantısında her yıl söyledik, buradan bir kez daha söylüyoruz;

-Yaptığı bilimsel çalışmalarla gündem olan, Denizli halkının gözbebeği bir üniversite istiyoruz.

-Kadrolaşma değil yönetmeliklere uygun liyakata dayalı bir yönetim sistemi olmalıdır.

-Öğretim üyeleri alanları dışında görevlendirilmemeli.

-Fakülteler kendi kadrolarıyla yönetilmeli, kuruma, o birime yabancı dışardan yönetici gelmemeli.

-Önceki dönemlerde haksızlığa uğramış, yerinden edilmiş kadrolara hak verilmelidir.

-Benim adamım anlayışı yerine liyakat ve hukuk ilkelerine dayalı yönetim anlayışı egemen olmalı.

-Rektörler Üniversitenin bütün personeli tarafından seçilmeli ve üniversiteler demokratik  şekilde yönetilmelidir.

Eğitim-iş olarak, yapılacak her güzel çalışmayı destekleyip alkışlarız. Ama bu yanlışları söylememize engel değildir. Gerçekleri söylemekten korkmayan, Atatürk’ün çizdiği aklın ve bilimin yolunu izleyen herkese selam olsun.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz